Evet bu konu maalesef ülkemizde pek bilinmiyor. Bizde kısa kürler ve arkasından hemen pct mantığı hakim ancak bu şekilde ancak plaj vücudu yapılabilir ve bu vücudun ömrü kısa olur, tekrar eski haline döner. Tabi bunu yadırgamak için de söylemiyorum herkesin podyum yapmak gibi bir derdi yok olmamalı da zaten.
Öncelikle hedefin ne olduğu tam olarak bilinmeli. Eğer yarışma hayali varsa ve yıllar boyu bir sporcu gibi hayat sürülecekse blast and cruise tarzı uygulamalar yaygın olarak kullanılıyor. Hatta yurtdışında kısa kürlerden ziyade bu tarz kür geçişleri ile uzun dönem ilaçlı kalınması daha yaygın olarak görülüyor. Bunun hem sağlık hem de gelişim yönünden kısa kürlere göre bir çok olumlu yanı var.
Blast and cruise sisteminin en önemli ihtiyacı maalesef maddiyat ve olmazsa olmaz ana ilacı da HGH. Growth almadan kalıcı kas kazanımı bana göre mümkün değil. HGH kullanımı da günde 4 üniteden en az 6 aydır ki yine tavsiyem 8-10 ay kullanıp bir iki ay ara verilmesi şeklindedir. Şimdi sadece HGH masrafı bile işin ne boyutta olduğunu gösterir. Arkasından insulin ve yıl boyunca döndürülecek anabolizanlar deca, bolde, tren ve asıl yakıt testo. Bunlar ciddi bir bedel. Henüz beslenme masrafına gelemedim:) MCT pregnyl, proviron, anti-aromatazlar prolaktin blockerlar vs.. hepsi masraf..
Diğer taraftan düzenli kan tahlili ki en az 3 ayda bir yapılmalı.
Bunca masrafı yapınca da iyi bir antrenörle çalışmak mutlaka şart oluyor. Bu sistemi bir sporcunun kendi başına göğüslemesi en azından ilk bir iki yılda çok güç. Antrenman tekniklerinin de iyice yalanıp yutulmuş olması lazım. Eğer gerekirse başta iki hoca birden biri antrenör diğeri farmakolojik destek için. Yurtdışında bu işler bu şekilde yürüyor.
Özet olarak eğer büyük hedefler varsa blast and cruise kaçınılmazdır. Ya da 40 yaş üstü artık sistemi bir kere kapatırım düşük doz ilaç arka arkaya kürler yaparım pct ile uğraşmam da diyebilir ki bu da bana göre çok mantıklı.