Jump to content
  • Duyurular

    • Loving

      Steroidturkiye.com - AÇILDI!   29-11-2020

      Steroidturkiye.com açıldı! Hormon gruplarına dair tüm sorularınıza cevap bulmak için sisteme giriş yapıp soru başlığı oluşturmanız yeterli.
    • Loving

      Sarmsturkiye.com - AÇILDI!   29-11-2020

      Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için siteyi ziyaret edebilirsiniz.

Liderlik Tablosu


Popüler İçerik

Showing most liked content on 27-12-2025 tüm alanlarda

  1. 1 point
    Selamün aleyküm değerli hocalarım ve tecrübeli abilerim, İlk kürümü yapıyorum. Hali hazırda haftalık 250mg Testosterone Enantat kullandığım bir sürecin 4. haftasındayım (8. enjeksiyonu oldum). Yaşım 18, boyum 185 cm, kilom 113 ve yağ oranım %25-28 civarında. Beslenmemde oldukça disiplinli bir şekilde düşük karbonhidrat (50-100g) ve yüksek protein (200g) odaklı hard diyet uyguluyorum. Öncelikli hedefim göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak ve daha sert bir form yakalamak. Sağlığımı korumak adına ağır steroidler yerine, yağ yakımı odaklı Peptid, Growth Hormon (GH) veya SARMs seçeneklerini değerlendirmek istiyorum.Daha önce Cardarine, Yohimbine HCL gibi ürünler kullandım ancak beklediğim verimi alamadım. Siz değerli büyüklerime şu soruları sormak isterim: Bu yağ oranıyla definasyon sürecimi destekleyecek en etkili peptid kombinasyonu (Fragment 176-191 vb.) ne olmalıdır? Growth Hormon (GH) kullanımı bu yaşta ve bu yağ oranında (düşük doz yağ yakımı hedefli) mantıklı mıdır? Yoksa peptidlerle mi devam etmeliyim? Mevcut kürüme SARMs (Ostarine, Cardarine veya SR9009 gibi) eklemek, peptidlere kıyasla yağ yakımı ve kas sertliği açısından ne kadar fark yaratır? SARMs ve Testo kombinasyonu 18 yaşında biri için yönetilebilir mi? Peptidleri hazırlarken (bakteriyostatik su kullanımı vb.) ve muhafaza ederken (soğuk zincir) dikkat edilmesi gereken püf noktalar nelerdir? Daha önce Yohimbine gibi ürünlerden verim alamama sebebim yağ oranımın yüksekliği olabilir mi? Bu dirençli yağları kırmada Peptid mi yoksa SARMs mı daha öndedir? Sizce sadece hard diyete devam mı etmeliyim, yoksa bu süreci Peptid/GH/SARMs üçlüsünden hangisiyle desteklemek en doğru adım olur? Değerli bilgileriniz için şimdiden çok teşekkür ederim. Saygılarımla. Tahlilim testo e. başlamadan önce yapıldı:
  2. 1 point
    Nezaketiniz ve yapıcı yaklaşımınız için ben teşekkür ederim; zira bilgi alışverişinin bu seviyede kalması, topluluğun entelektüel kalitesi adına en az fiziksel gelişim kadar elzemdir. Tecrübe ve saha gözlemi, şüphesiz ki teorik bilgiyi besleyen en güçlü damardır. Ancak bazen saha gözlemleri, anatomik bir gerçeği 'farklı bir sebeple' açıklamamıza yol açan yanılsamalar barındırabilir; müsaadenizle bu ince çizgiyi netleştirelim. Anlattığınız o 'bilek içine dokunulduğunda hissedilen dolgunluk', parmak fleksörlerinin tendon kılıflarındaki (tendon sheaths) adaptif kalınlaşma ve bu bölgedeki bağ dokusunun (retinakulum) sürekli mekanik stresle beraber kazandığı 'stiffness' yani sertlikten kaynaklanır. Evet, elinizi sıktığınızda orada bir hacim artışı hissedersiniz; ancak bu kas liflerinin hipertrofisi değil, tendonların ve onları çevreleyen sinovyal yapıların gerilimidir. Profesyonel bir bilek güreşçisinin elindeki o karakteristik kalınlık, kas hacminden ziyade, yıllar süren ağır yüklemelerin tendon ve kemik üzerindeki yapısal, yoğunluk odaklı bir mirasıdır. Hayatın her zaman kitaplarda yazanlardan ibaret olmadığına dair önermenize katılıyorum; pratik, bazen teorinin henüz keşfetmediği patikalarda yürür. Fakat biyolojik limitler ve doku spesifikasyonları söz konusu olduğunda, 'imkansız' dediğimiz noktalar maalesef değişmez birer fizik kanunu gibi karşımıza çıkar. Parmak kaslarını güçlendirmek, elin fonksiyonel hacmini ve kavrama derinliğini şüphesiz artırır; ancak bu artış, iskelet yapısını genişleten bir hacim büyümesi (hipertrofi) değil, doku yoğunluğunun (density) bir sonucudur. Sizin gibi bu işe yıllarını vermiş bir profesyonelin tecrübesi, o gencin motivasyonu için altın değerindedir. Ben sadece, beklentisini 'yapısal bir büyüme' yerine 'fonksiyonel bir güç ve doku sertliği' üzerine kurmasının onu ileride yaşayacağı hayal kırıklığından koruyacağını belirtmek istedim. Kitaplar ve saha, bu noktada birbirine zıt değil; sadece aynı gerçeğe farklı pencerelerden bakan iki eski dosttur. Değerli yorumlarınız ve seviyeli tartışmanız için tekrar teşekkürler. Podyumda ve spor hayatınızda başarılarınızın devamını dilerim.
  3. 1 point
    Sayın şampiyon, dünya arenasındaki başarılarınız ve tecrübeniz takdire şayan; ancak madalyalar maalesef anatomi yasalarını yeniden yazmaya yetmiyor. 'Avucunu aç kapa, bileğin büyüdüğünü gör' şeklindeki ampirik gözleminiz, basit bir izometrik kontraksiyon ve doku toplanmasından ibarettir; kalıcı bir hipertrofi veya yapısal bir genişleme değildir. Meseleyi 'altın değerindeki' tavsiyelerin ötesine, bilimsel bir zemine taşıyalım: Anatomik İnsersiyonlar: Bahsettiğiniz 'parmak kasları' (Flexor digitorum superficialis ve profundus), kas karınları itibarıyla ön kolun (forearm) medial kısmında yer alır. Bilek bölgesinden geçen kısımlar ise bu kasların tendonlarıdır. Tendon dokusu, kas lifleri gibi sarkoplazmik veya miyofibriler hipertrofiye uğrayarak hacim kazanacak bir fizyolojiye sahip değildir. Bileği 'aç-kapa' yaparak büyütmek, ayakkabı bağcığını sıkarak ayağı büyütmekle aynı mantıksal düzlemdedir. Görsel İllüzyon vs. Yapısal Hacim: Bilek güreşi sporcularında görülen o devasa el ve bilek yapısı, genellikle yıllar süren ağır 'overload' sonucu oluşan kemik mineral yoğunluğu artışı (Wolff Kanunu) ve tendon kalınlaşmasıdır. Ancak bu, 19 yaşında, gelişim plakaları muhtemelen kapanmış ve geçmişinde ağır doku travması yaşamış bir bireyde 'parmak açıp kapatarak' elde edilebilecek bir sonuç değildir. Fonksiyonel Güç vs. Hacim: Bir bilek güreşçisi olarak parmak kuvvetinin bileği stabilize etmedeki önemini biliyor olmanız sizi harika bir sporcu yapar; ancak parmak fleksörlerinin tendon kılıflarının bileği 'açık ara büyüteceğini' iddia etmeniz, maalesef sizi hatalı bir anatomik çıkarıma götürür. Saha tecrübesine duyduğum saygının ötesinde, iddialarınızın biyomekanik imkansızlığını şu referanslarla tescillemek isterim. Zira parmak hareketinin bileği kalınlaştıracağı tezi, anatomi biliminin temel taşlarıyla çelişmektedir: Functional Anatomy of the Hand and Wrist: (Kapandji I.A., The Physiology of the Joints). Bu temel eser, parmak fleksörlerinin kas karınlarının ön kolda yer aldığını, bilek bölgesinden ise sadece vagina tendinis (tendon kılıfları) içinde geçen tendonların geçtiğini belgeler. Tendonlar, kontraktil protein yapısında olmadıkları için hipertrofi kapasiteleri sıfıra yakındır. Wolff's Law and Bone Modeling: (Frost H.M., The Laws of Bone Structure). Bilek güreşçilerindeki bilek kalınlığının 'kas' değil, yıllar süren ağır yükleme sonucu kemik trabeküler yapısının artmasıyla oluştuğunu açıklar. 'Aç-kapa' antrenmanı kemik üzerinde Wolff yasasını tetikleyecek mekanik gerilimi yaratamaz. Tendon and Ligament Adaptation to Exercise: (Bohm S. et al., Journal of Experimental Biology). Çalışma, tendonların yük altında sadece sertlik kazandığını, ancak görsel bir hacim artışının kas dokusundaki gibi gerçekleşmediğini kanıtlar. Sözün özü; Teorik olarak; parmaklarınızı sabaha kadar açıp kapatsanız da, bileğinizden geçen tendonların hacmini artıramazsınız. Gördüğünüz 'büyüme', sadece o anki kan akışı (pump) ve tendonun kılıf içindeki anlık gerilimidir. Tecrübe, bazen algı yanılsamalarını 'mutlak gerçek' sanmamıza neden olur. Bilimsel literatürde karşılığı olmayan 'altın tavsiyeler', maalesef anatomik sınırların duvarına çarpmaya mahkumdur. Podyumda başarılar dilerim, ancak laboratuvar sonuçları ve anatomi atlasları sizinle aynı fikirde değil.
  4. 1 point
    Görüyorum ki tıbbi patolojiler ile spor farmakolojisi arasındaki o devasa uçurumu, basit bir 'oran-orantı' yanılgısıyla kapatmaya çalışıyorsun. Bir tarafta büyüme hormonu eksikliği (GHD) olan, yani vücudunda endojen GH üretimi sıfıra yakın bir çocuğun 'replasman' (yerine koyma) tedavisi var; diğer tarafta ise zaten sağlıklı olan bir metabolizmanın üzerine 10-12 IU boca edilen bir 'suistimal' tablosu... Bu ikisini kıyaslamak, farmakolojik bir cehaletten öte, biyolojiye ve mantık ilmine hakarettir. Meseleyi senin için 'ilmi' bir boyuta taşıyalım: Eksiklik vs. Toksisite: Cücelik tedavisi gören o çocuklara verilen dozlar, onların kan değerlerini 'normal' seviyelere (physiological range) çekmek içindir. Yani o dozlar çocukta fazlalık değil, 'tamamlama' yapar. Bizim tartıştığımız konu ise zaten normal seviyede olan birine, dışarıdan patolojik dozlarda ekleme yapılmasıdır (supra-physiological). Biri boş bir depoyu doldurmaktır, diğeri ise dolu depoyu patlatana kadar basmaktır. Aradaki farkı kavrayamıyor musun? Viseral Büyüme ve Akromegali: IGF-1 reseptörleri seçici değildir; sadece kaslarında değil, bağırsak pürüzsüz kaslarında ve iç organlarında da bulunur. Tıp literatüründeki Akromegali (devlik hastalığı) vakalarını incelersen; bu bireylerin dışarıdan ilaç almadıkları halde, sadece vücutlarının fazla ürettiği GH nedeniyle organ büyümesinden ve buna bağlı komplikasyonlardan nasıl muzdarip olduklarını görürsün. Organların büyümesi için 'iflas' etmeleri gerekmez; hacimsel genişleme (organomegaly) sporcu estetiğini ve uzun vadeli homeostaziyi bitirmeye yeter. Cücelik Örneğinin İronisi: Bahsettiğin dozlar (16-20 IU), çocukların gelişim plakaları kapanana kadar, tıbbi denetim altında ve vücudun o hormona olan açlığı (up-regulation) nedeniyle tolere edilir. Sen bu dozu 69 kiloluk, plakaları kapanmış ve hormonal dengesi yerinde bir yetişkine verirsen; büyüme kemiklerde değil, yumuşak dokularda ve iç organlarda gerçekleşir. Sözün özü; Pediatrik tedavi protokollerini, vücut geliştirme farmakolojisiyle bir tutmak; en hafif tabiriyle 'yarı cahillik' örneğidir. Tıbbi makaleleri sadece okumak yetmez, onları analiz edecek vizyona da sahip olmak gerekir. Sen makalelerdeki sayıları görüyorsun, biz ise o sayıların altındaki fizyolojik yıkımı... Sana tavsiyem; klinik verileri spor salonu romantizmine alet etmeden önce, 'sağlıklı insanda GH fazlalığının' (Hyperpituitarism) sonuçlarına bir göz atman. Gerçek profesyoneller kütüphanede değil, podyumda ve tahlil sonuçlarında konuşur. Başarılar.
  5. 1 point
    Kesinlikle haklısın. Sektörün pazarlama kaygısı ile anatominin katı gerçekleri arasındaki o uçurum, ne yazık ki hala 'boy uzatma' veya 'bilek kalınlaştırma' gibi hayal ürünü vaatlerle doldurulmaya çalışılıyor. Verdiğin 'göğüs arası doldurma' örneği aslında meselenin özünü çok iyi özetliyor. İnsanlar anatomik limitlerin ve genetik bağ dokusu yapısının manipüle edilemeyeceğini kabullenmek yerine; plasebo etkisi yaratan, bilimsel temeli olmayan metodolojilere sığınmayı tercih ediyorlar. Kasın başlangıç ve bitiş noktalarını (insertion/origin) değiştiremeyeceğimiz gerçeği ne kadar mutlaksa, bilek gibi tendon ve kemik odaklı bölgelerin hipertrofiye kapalı olduğu da o kadar aşikardır. Bu noktada tecrübeli gözlerin sürece dahil olup, illüzyonlar yerine somut biyolojik verilere dikkat çekmesi forumun niteliği açısından kritik. Popüler kültürün yarattığı bu 'her şey mümkün' safsatasına karşı, profesyonel gerçekçiliği korumak zorundayız. Katkın için teşekkürler, vizyoner bakış açın konuyu daha da netleştirdi.
  6. 1 point
    humaxın hindistan malı olma ihtimali sıfır, eğer öyle bir durum olsa indiamartta bolca görebilirdik. başta ben de öyle sanıyordum ancak tereddüt içerisindeyim, canada peptidesin flakonlarıyla neredeyse aynı humax flakonları ancak iran üretimi olduğunu düşünüyorum.
  7. 1 point
    Seni gördüm sanki İnstada natural kolpası ile takipçi kasıyordun 10 ünite gh kullanan adam bile natural kolpası sıkıp takipçi kasıyor bu devirde. Senin gh verdiğin para ile millet yarışmaya aas ile giriyor. Formun güzel hangi tarihte yarışmayı düşünüyorsun ona göre yorum yapalım.
  8. 1 point
  9. 1 point
    hayır bu dediğin çok mantıksız, primobolan da E2'yi önemli derecede düşürüyor. Bence bu tip kürlerde 1gr rimo kullanacaksan en az rimo kadar testosteron eklemek mantıklı, sinerjiden yararlanabilirsin ve yüksek testosteron kas gelişimine iyi bir etkisi var. Ama tren gibi E2'yi önemli ölçüde dalgalandıran ve kan testlerinde bile doğru sonuç göstermeyen, prolaktini önemli ölçüde yükselten bir ilaç ile yüksek doz testosteron kombinlemenin bir mantığı olmaz.
  10. 1 point
    Eczane en güvenlisi. Yolun açık olsun kardeşim helal olsun ne demek. sağlıcakla kal. sorun olursa elimden geldiğince yardımcı olurum
  11. 1 point
    nasıl fragment , GH peptitse bunlarda peptit. Retatrutide hariç ikisinde eczanede bulabilirsin. burda leblebi gibi önerilen clen tarzı stimulantlardan çok daha masumlar. risk alırım diyorsan el altından ucuzunu bulmakta çok kolay. Macera arama al kullan.
  12. 1 point
    Trt beklediğin şey değil, bir insanı aşırı pısırıktan spontane birine dönüştürmez. Ama buna dönüşme yolunda sana bir yakıt olur dersek daha doğru olur. Epigenetik düzeyde AR ni arttıracak, bu beyninde vs.de bir çok şeyi değiştirecek, motivasyonun artacak vs. Ama TRT karakterini değiştirmeyecek. Bu çabayla olacak birşey. En çok ilgili şey ise bana kalırsa oppioid(endorfin dinorfin vs. Bunları araştır) sistem. Trt den daha fazla yardımı dokunacak şeyleri söyleyeyim hissiyat açısından. Hiit kardiyo( haftada 1-2 ,ama mesela koşuysa arkanda aslan varmışcasına kendini yorduğun %100 ünü verdiğin türden) Sauna( oppioid sistemi en iyi modüle eden şeylerden biri) Ağırlık kaldırmak Düzenli z2 kardiyo Kaslı bir vücut(bu dışardan kendine güvenen bir görüntü verecegi icin en faydası olanı olcak büyük ihtimalle) Her şeyden önce çaba zihnini bakış açını değiştirmen gerek. Burada da bence sun tzu, descartes aklın yönetimi için kurallar gibi kitaplar gelir.
  13. 1 point
    testonun trenden yüksek olma sebebini bize açıklar mısın? Neden sağlıksız oluyor tren testodan fazla olursa? Bir çok tren kullanmamış arkadaşıma 250 test 600 tren denettim ve hepsi on numara sonuçlar aldı

Copyright © 2010 Peptid Türkiye. Tüm hakları saklıdır.

5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Şikayet; [email protected] Adresine mail atıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır.


Tıbbi Sorumluluk Reddi / Yasal Uyarı! Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Doktorunuza Danışmadan sitede yer alan diyet veya benzerlerine başlamayınız.
×
WhatsApp